Cumartesi, Temmuz 15, 2006

-erhaNBey, Tatile girdiği için hemen ne bırakmıştı?
erhaNBey, uzun bir aradan sonra yine insan kardeşlerinin arasına dönmeye karar verir. Sevgili annesine akşama eve erken döneceğine dair bi kaç kez yemin ettikten sonra Kızılay’a doğru yola çıkan erhaNBey’in kumral sakalı çenesini süslüyordu.

Şehrin merkezine inen erhaNBey, hemen diyetini bozdu ve ekmek arası döner içerken kolasını da serin serin yudumladı.

-erhaNBey bu sefer Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde’yi okumayı başarabilecek miydi?
Neden sonra kent merkezinde yapabildiği en iyi şeyi yapmak üzere kitapçıları dolaşmaya başlayan bu zavallı insan, ‘ulan şu kitabı mutlaka okumak gerekiyor lan, alsam mı, bakim 35 milyon, oha lan; yok ya, hedeften şaşmamalıyım, Proust okuma projeme sadık kalmalıyım’ monologlarının ardından başı ağrıyarak İmge’nin arkasındaki bahçeye geçti ve hemen kendine şeftalili buzlu çay ısmarladı ve yavaş yavaş o buzlu sıvıyı içmeye koyuldu ve bu arada Remzi Kitabevi’nin Kitap Gazetesi’nden Ken Parker üzerine bi yazıyı okuyup, ‘ çok renksiz lan bu yazı,’ tespitinde bulunan erhaNBey, daha sonra Hasan Ali Toptaş’la yapılan bir röportaja göz gezdirdi ve artık en kısa zamanda bu adamın kitaplarından birini alıp şansını denemesi gerektiğine kanaat getirdi.

Buzlu çayını yavaş yavaş içmesinin nedeni neydi?
Bu masayı işgal etmesini mazur gösteren veya bu masada oturuyor olmayı hak etmesini sağlayan tek şeyin bu buzlu çay olduğunu düşünüyordu nedense. Bunun böyle olmadığını, kimsenin onu bi şey içmiyor diye oradan kovamayacağını bilmesine rağmen bu paranoyadan bir türlü kurtulamıyordu.

Buzlu çayın arkasından bu sefer kaynar çay ısmarlayan bu fukara biraz da kitap okudu ve sonra evine geri dönmek üzere yola çıktı. Bir dondurma alıp annesini kolayca sevindiren erhaNBey, sabahları yaptığı uzun koşularla atletik bir vücut edinmeye çalışan armut bünyeli bir insandır.