Perşembe, Haziran 15, 2006


-Neden sonra aniden yerinden kalkıp tuvalete giden erhaNBey, çömeldikten hemen sonra açtığı Bilim ve Teknik Dergisi'nin Haziran sayısında 'yabancı el sendromu' diye bi şey okudu. Söz konusu yazıda, beynimizin iki yarı küresini birbirine bağlayan ve aralarında bir eşgüdüm şey eden 'corpus collosum' diye bi bölümden bahsediliyordu. Bu bölümde ortaya çıkan bir takım işlev bozuklukları sonucunda, iki el arasındaki organizasyon aksıyormuş; yani mesela bir el düğmeyi iliklerken diğeri ona yardım edemiyor, fakat bazen durum daha da vahim bir şekle bürünüyor, diğer el bazen açıkça öbürüne karşı çıkıyor, hatta onunla mücadeleye giriyor, el düğmeyi iliklemeye başlamışsa karşıt el, kimi zaman şiddete de başvurarak engellemeye çalışıyor, kapıyı açmaya çalışıyorsa, o kapatmaya çalışıyormuş vesaire. Bu sendromun ilk kez 1908 yılında gece kendisini boğmaya çalışan elini doktora şikayet eden bir alman kadın nedeniyle kayıt altına alındığını da burada belirtmeden geçemeyelim-
Tuvalette yapması gerekenleri yapıp çalışma koltuğuna geri dönen erhaNBey, ruhunun derinliklerinde yeni bir güne başlamanın coşkusunun var olup olmadığını incelemeye koyuldu. Kısa bir incelemenin ardından böyle bir coşkunun varlığını tespit edemeyen bu güzel insanı iş bu derin düşüncelerinden çalan kapı şey etti.
Anahtarını dış kapının üzerinde unuttuğunu, kendisine salak muamelesi yapan yaşlı bir kadından öğrenen erhaNBey, aslında salak değil, sadece biraz dalgındı ve işte bu insan böylece dvd-çalar’ına bir film koydu. İlgi ve alaka ile izlemeye başladığı bu filmin 15. dakikasında uyuya kalan altın yürekli bu şahane insan, bir müddet sonra kanepenin hemen yanındaki karpuz tabağına bir kaza neticesinde elini daldırınca ister istemez hemen uyandı ve filmi geri alıp kaldığı yerden yine aynı ilgi ve alaka ile izlemeye devam etti…
Filmi bitirdikten sonra pikniğe giden, sonra okulunun gecesine giden, sonra eve gelen erhaNBey, bunları bunları bunları yazdı ve daha sonra bu yazdığı yazıya şu yukarda görmüş olduğunuz resmi de ekledi. Bu fotoğrafta sevimli bir gülümsemeyle kareye sokulan şahsa dikkat çeken erhaNBey Karl Marx’ın küllerinin Kuzey Denizi’ne saçıldığını öğrendiğinde henüz 37 yaşındaydı.